Fahire Kara Batman Beşirili. 9 kardeşi ve 12 çocuğu var. 1990 yılında en küçük çocuğu henüz 9 aylık. işte bütün olaylar 1990 yılında başlıyor. Söz konusu yıl, Fahire Kara ve eşi Abdurrahman Kara, ikinci defa hacca gitmeye karar veriyorlar.

Fakat daha önce hacı oldukları için kuraya giremiyorlar ve Suudi Arabistan’a özel şirketler aracılığı ile aslında devletin haberi olmadan hacca gidiyorlar.1990 yılında `El Muaysem faciası` olarak bilinen, bizlerin tünel faciası olarak bildiği hac tarihinin en büyük facialarından birisi yaşanıyor.

Şeytan taşlamaya giden hacılar arasında oluşan panik sonucu, birbirine zıt yönlerden ilerleyen iki büyük hacı kafilesi tünel içerisinde karşılaşıyor.Ritüel gereği insanlar koşarak ilerlediği için onbinlerce insanın tünelde karşılaşması ve arkadan gelen insanlarında tünele yığılması ile 1426 hacı adayı ezilerek, nefessiz kalarak ve diğer sebeplerden dolayı orada hayatını kaybediyor. Bu hacıların 447’si ise Türk vatandaşı.Bu tünel faciası sırasında Fahire Kara ve eşi Abdurrahman Kara da o tünelin içerisindeler. Abdurrahman Kara’nın Müge Anlı’nın programında anlattığına göre bir anda insan vücutları üç metre üst üste önünde yığılmaya başlamış, kaçmaya çalışanlar yere düşenleri ezerek geçmişler.Abdurrahman Kara da bu panik sırasında ezilenlerden. Birkaç metre ötede eşi Fahire Kara’yı görmüş, Fahire Kara kelime-i şehadet getirmeye çalışıyormuş.Abdurrahman Kara da eşinin yanına gitmeye çalışmış, çabalamış fakat kendisi de yaralı olduğu için bunu başaramamış , sonrasını ise hatırlamıyor.Aynı gün içerisinde hastanede kendisine gelmiş, tünele, eşini en son gördüğü yere gitmiş fakat bulamamış.10 gün boyunca aramalarından bir sonuç çıkamamış. Türkiye’ye geri dönmeye karar vermiş. Abdurrahman Kara Türkiye’ye döndüğünde herkese Fahire Kara’nın öldüğünü ilan etmiş, eşinin gıyabi cenaze namazı kılınmış ve olay böylece kapanmış.

2017 yılına gelindiğinde çocuklarının kulağına bir takım duyumlar gitmeye başlamış. Bu duyumların kaynağı umre veya hacdan gelen kişiler. Bu kişiler orada yer tezgahında eşarp, tesbih ve hediyelik eşya satan, düzgün türkçe konuşan bir teyzeden bahsediyorlar.bu kadın zaman zaman Türk hacıları görünce ağlıyor, neden ağladığını yada nasıl böyle türkçe konuşmayı öğrendiğini soranlara şu hikayeyi anlatıyor:‘’Ben Türkiye’den geldim. Batman Beşiriliyim, 1990 yılında tünel faciası oldu kocamı kaybettim. Gözümü açtığımda hastanedeyim sandım ama bir evdeydim, bir arap çantamı, pasaportumu ve kimliğimi yaktı.6 yıl güneş bile görmedim, odada esir tutuldum. Çocuğum olduktan sonra çıkmama izin verdi, yıllardır buradayım ne arayıp ne soranım var. ‘’Bu hikayeyi ilginç bulan vatandaşlarımız da ülkemize döndükleri zaman bu olayı eşe, dosta muhabbet arasında anlatıyorlar. Bu hikaye dalga dalga kulaktan kulağa yayılarak aileye kadar gidiyor.Aile de bir bilgi kırıntısı bulmak için Müge Anlı’nın programına katılıyor ve ilk günden itibaren telefon yağmuruna tutuluyorlar. Fahire Kara’yı bazen Mekke’de bazen Medine’de gördüğünü söyleyen pek çok vatandaş programa katılıyor, video gönderiyor.

 

Anlaşıldığı kadarıyla Fahriye Kara ilk 6 yılını evde hapis olarak geçiriyor, sonrasında ise çocuğu olunca sokağa çıkmaya başlayabiliyor. Kara Türkçe ve Kürtçe biliyor, Arapçayı da orada öğrenmiş. Bu dil avantajı aslında onun sokağa çıkmasına neden oluyor.Çünkü bizim coğrafyamızdan gelen hemen herkesle diyaloga girerek satış yapabiliyor. Kara’yı kaçıran arap da işini bırakıp ticarete yöneliyor. Hüzünlendikçe de etrafındaki insanlar Türkçe bilmediği için insanlara derdini, sıkıntısını ve hikayesini anlatıyor.Ama kendisi ile konuşanların ifadesine göre kadın sürekli baskı altında, ne zaman Türkçe konuşmaya başlasa başında çarşaflı kadınlar veya ”Fahire” diye bağırarak üzerine yürüyen kır saçlı bir arap yanı başında bitiyor.Sonra iş bir ileri boyuta daha taşınıyor, otellerde çalışan bir Türk vatandaşı temizlik görevlisi kadın, odayı temizlerken Atv’yi açıyor ve Müge Anlı’yı izliyor.O sırada odaya giren arap turist Fahire Kara’nın resmini televizyonda görüyor ve Kara’yı tanıdığını söylüyor. arap turist aşağı yukarı şunları söylüyor:’Biz de onu fahriye olarak tanıyoruz, zorla tutulduğunu hissetmiştik çünkü doğum yapana kadar evden bile dışarı çıkarılmamıştı.Doğan kızının adı Zeynep, eşi ticaret yapan bir yemenli ve Medine’de yaşıyorlar. Adamın adı Ahmet Attaullah , çocukluğunu geçirdiği yer ise Mehdildeheb Köyü. ‘’

 

Bundan sonra olaya MİT ve Interpol giriyor, umreye gidenler gönüllü olarak her yerde Fahire Kara’yı aramaya başlıyorlar ama Kara tüm aramalara rağmen bulunamıyor.Fahire Kara ile iletişime geçmeyi başarabilen bir kaç insan da onu Türkiye’ye getirmeye ikna edemiyor.İlerleyen zamanlarda olayla ilgili yeni bilgiler gelmeye devam ediyor. Gelen bilgilerin ışığında:Fahire Kara’nın Mahmut Ahmet Attaullah’tan 3 çocuğu var. bu adam aynı zamanda belediyede çöpçülük yapıyordu. tünel faciası olunca herkesten yardım isteniyor ve belediye personeli de çalışmalara katılıyor.Kara’yı görüp beğenen adam, kadını alıp hastaneye diye evine götürüyor üstelik 2.karısı olarak. adamın ilk karısı ise yatalak. kadın iyileşince de eve kapatıp, yemek temizlik hasta bakımı vb işleri yaptırıyor, bunun dışında (muhtemelen zorla) Fahire Kara’yı hamile bırakıyor.Medine’de kime sorulduysa aslında hemen hemen herkes bu kadını tanıyormuş ama çekindikleri için, başlarına iş açılmasını istemedikleri için tanımadıklarını söylemişler.Fahire Kara kendi parası ile Medine’de 2 katlı bir ev almış. Oturduğu mahalle ise yemenli aşiretlerin kontrolü altındaymış. o yüzden o mahallede herkes her şeyi biliyor ama kimse konuşmuyormuş.Fahire Kara arandığını öğrenmiş, hatta çocuklarının resimleri de kendisine gösterilmiş ve kendilerini kurtarmışlar demiş. “Peki kendisine bu kadar yaklaşılmış hatta temas kurulmuşken niye dönmek için artık bir çaba göstermiyor?” sorusunun cevabı ise biraz karışık.

 

Kendisini kaçıran arap, şuanda 80 yaşının üzerinde bir adam da olsa, 27 yıl önce işlediği suç hala geçerli. Hem hac kanunlarını çiğnemiş hem de başkasının nikahlı karısını kaçırmış, üstelik zina yapmış.Bu suçun cezası programa bağlanan hukukçulara göre, halkın gözleri önünde, kamuya açık bir alanda kafasının kesilerek idam edilmesi ve vücudunun bilinmeyen bir yere gömülmesi.Kara ortaya çıkarsa artık kocası diyebileceğimiz adam ne olursa olsun idam edilecek. Kara “Ben onunla severek evlendim zorla alıkoyma yok” bu sefer de Fahire Kara bilerek ve isteyerek nikahlı kocasını bırakarak başka bir adamla birlikte yaşadığı için zina yapmış kabul edilecek.ve vücudu sadece başı dışarıda kalacak şekilde toprağa gömülerek recm edilecek. Sırf bu sebeplerden ötürü kadın bir daha dışarı bile çıkarılmayabilir.Fahire Kara Orta Doğu coğrafyasında kadın olmanın zorluklarını göstermesi bakımından çok özel bir örnek. Kara büyük ihtimal küçük yaşlarda evlendirildi, art arda 12 çocuk doğurdu. Hayatının ilk bölümü çocuk doğurmakla geçti,hayatının ikinci kısmı ise Suudi Arabistan’da esaretle, cinsel saldırılarla, baskıyla, birnevi kölelikle geçti. Şimdi de bu duruma düştü. Her şey unutulmuş, bir düzen kurulmuşken çok zor bir karar vermesi gerekecek. Üstelik hiç bir suçu olmadığı halde.